21 Ağustos 2006 Pazartesi

zenit

memedim

bigün oturup
senin zenitle konuşmak isterim
ne çok hikâye vardır perdesinde
prizmadan geçen ışık
kim bilir kaç kare
ve kaç kere
iz bırakmıştır hayata dair
kaçına ben şahidim
şüphesiz o hepsine şahittir

güz yakın
akın akın düşecekler sarı sarı
kurtuluş parkının yaprakları
güzde - hatırlarım bir başka güzde
gerisindeki gözde ve
perdesinde zenitin
aynı iz vardı
piknik masasının üstünde köfte ekmek
- soğurken
oturup poz verdiler
şimdi serap gibi gelir
sonrasını zenite sormalı
sormalı!

yirmi bir ağustos iki bin altı - ankara

© Emin Akçaoğlu

20 Ağustos 2006 Pazar

korukaya

memet

korukaya ıssızdı
sessiz değildi ama
kamyon homurtuları
esintiyle karışık
ağaçlar eskisinden büyük
yol kenarındaki kızılcık
gebe kadın gibi
bereketli
dalları yorgun ve yere sarkık

karlıyken içine sığındığımız baraka
duruyor olsa da yerli yerinde
eskisi gibi şen şakrak değil
içinde bir genç kız bir yaşlı kadın
ve eski bir tır şoförü emekli
küçük bir aile yani

ismi da değişmiş mekanın
belki de sadece isim yeni
şimdikisi 'tırcı eminin yeri'

çay henüz demlenmişti vardığımda
gölgede bir masa
kızılcık ağacının altında
homurtu ve esinti karışık
zaman kesintisiz akmada
dört mevsimi hatırladım
on beş koca yıla yayılan
on beş yıl sonra yeniden korukaya
yollara kazınmış onca hatıra
sığabilir mi ki üç beş satıra

yirmi ağustos iki bin altı - ankara

© Emin Akçaoğlu